Ara ara gündemden kopup, dönüp gezi fotoğraflarına bakıp, ayıklamak, üzerine yazı yazmak çok iyi geliyor. Hatırlıyorsunuz tekrar bir yerlerde başka hayatlar, başka coğrafyalar, kültürler var, sadece bu gördüğümüz, içinde koşuşturup durduğumuz yer değil dünya. Hoşgörümüz artıyor, daha dünya insanı oluyoruz doğru bakan gözlerle bakıyorsak. Görgümüz, bilgimiz artıyor yani (çık içimdeki öğretmen, rica ediyorum) :)
Bunları söyledikten sonra günün 24 saati turist kaynayan bir yeri anlatacak olmam da manidar ama es geçmek de doğru olmaz, çünkü NewYork deyince herkesin aklına gelen (tamam özgürlük heykelinden sonra) en ikonik duraklardan biri. Ve de Manhattan adasının en çok elektrik tüketen, en çok sarı taksiye sahip yeri Times Meydanı. Ankara nın Kızılay’ı (eski hali), İstanbul’un Beyoğlu’su, İstiklal’i, Münih’in Marienplatz’ı neyse çarpın 10 la, öyle işte. Metronun ana aktarma durağı, iğne atsan yere düşmüyor, ama öyle böyle bir kalabalık değil, polis eşliğinde yürüyorsun neredeyse. Tabi biz NYC ye ulaşmamızın hemen akşamında, meraktan hopladık geldik, bi algı patlaması yaşadık, merakımız geçti sonra :)
İlk gün heyecandan çat çut çekmişim, titretmişim tabi makineyi, en iyisi buydu fotoğraflardan, öyle deyim :)

Sonraki günler özellikle meydana gidelim demedik pek, ama malum merkez, sağında solunda bir sürü müze, tiyatro, restoran var, bir şekilde yolunuz düşüyor buraya.


Mevsim kıştı ama yağmurlu günlerine denk gelmiş bir şekilde, Times Meydanından geçişlerimiz. Aslında bir kez de gündüz vakti şu meşhur devasa Toys R Us için geldik ama bırakın gezmeyi, kalabalıktan nefes alamayınca 2. dakikada attık kendimizi dışarıya. Apartmanların dipdibe, üstüste olduğu bir şehirde (evlerin kutu kutu minnoşlukta göründüğü), içinde koca bir dönme dolap olan bir oyuncakçıdan bahsediyoruz, merak ettik işte, cahillik :)




Gece vakti fotoğraf çekmek kolay aslında burada çünkü gerçekten karanlık değil, hatta sağolsun reklam panoları, neredeyse aydınlık. İlginçtir Times Square deyince benim aklıma Vanilla Sky filminde (orijinali biraz daha eski bir film olan Open Your Eyes, çok daha iyidir, izlenesi) Tom Cruise’un Ferrarisinden inip koştuğu sahne geliyor. Sahne sabahın çok erken saatlerinde çekilmiş diye okumuştum bir yerlerde.
Bu da NYC nin sembollerinden bence, o kadar çok ki, neredeyse her köşe başında bu büfelerden var bir tane…

Malum biz aralık ayında buradayız, yeni yılı da burada geçireceğiz ya, aklımızda Times Meydanı var yeni yıla giriş için. Yıllarca televizyonlarda yeni yıl kutlamalarında gördük burayı, çoşkun bir kalabalık, konfetiler, konserler vs. bekliyoruz, çılgınlar gibi eğlenicez felan. Hiç uyarmadınız aşkolsun, meğersem bunu görebilmek için sabahın köründe meydana gelip kamp kurmak gerekiyormuş, insanlar meğersem hiç kıpırdamadan orada 13-14 saat bekliyormuş kumanyalarını yanlarında getirip :) Biz ne yaptık, evde ailecek yemeğimizi yedik, dinlendik, oyalandık tee gece oldu bindik metroya indik Times Meydanı durağında. Bir indik, polis metroyu çevirmiş, çıkartmıyor ana caddeye doğru, tek çıkış var, yüzlerce insanla beraber yürüyorsunuz alt sokaklara doğru, caddeye tüm girişler NYPD tarafından tutulmuş (zincir çekilmiş, polisler bekliyor önlerinde). Teeee alt sokaklara kadar yürüdük biz de, caddede başka insan alacak boşluk kalmamış, öyle bir kalabalık :) İndik indik, artık o kadar uzaklaştık ki sahnenin kurulu olduğu yerden, görmemize imkan yok zaten birşeyi, nihayet polisin insanları içeri soktuğu bir sokak bulduk :) buyrun işte şöyle, aranarak falan giriyorsunuz caddeye.


O kadar yürüdük madem, bi bakalım bari diyerek girdik biz de (bu arada çantalı almıyorlar meydana, malum ben fotoğraf makinesi çantası sırtımda bir kaplumbağa misali geziyorum hep, ne yapsam falan diye düşünürken, aklımıza geldi çantayı sırtıma değil de ön tarafıma takmak (backpack yasak diye kocaman yazmışlar çünkü). Valla o kadar polis baktı, aradı, bişey demediler frontpack yapınca çantayı, aklınızda olsun :))
Tahmin edileceği gibi birşey görmedik girince, büyük ekranlar koymuşlar sağolsunlar görsün millet ön tarafta olanları diye ama biz döndük geri. Bildiğimden değil, bunların bi olayı var balldrop diye, şu koca dünya topu düşüyor aşağı, konfetiler felan sonra, inanılır gibi değil bunun böyle önemli bir şey olması, valla uzun uzun kafa patlattık bu ne ki, acaba biz mi anlamadık diye :) yok, tam bi balon :)

Yeni yıldan bu tatlı gülüş kaldı işte, yanımıza kar, daha ne olsun…

Yarın da MoMa yı anlatayım diyorum, hem çok yakın Times Meydanı’na :)
sevgiyle,








Son yorumlar