Geçen sene yine hiçbir tatil planı yapamayıp tüm yazı çalışarak geçirdikten sonra, okullar açılmadan, 3 4 gün de olsa bir yere mi gitsek çocuklar da denize girse dedik. Dedik, ama vakit az, yakın bir yer olsun yollarda zaman kaybetmeyelim hem de ekonomik olsun deyince google araması sonucu Bartın ın Güzelcehisar köyü çıktı karşıma. Bartın deyince İnkum, Amasra, Çakraz gelir akla, hepsi birbirinden güzel ve gidilesi ama burası es geçilmiş. Benim internette gördüğüm temiz, upuzun bir kumsal, kumsalın bir tarafı da kayalık, çok güzel görünüyor fotoğraflarda. Sonradan bakınca öğrendim orası Lav kayalıklarıymış ve 80 milyon yıllık bir geçmişi varmış.


Burası miniminnacık bir köy, ve de tertemiz bir koya sahip bir köy. Turistik demek çok zor, kalınabilecek bir tanecik pansiyon, birkaç tane de kamping var. Köy halkından evini günlük kiralayanlar da var, birazcık soruşturunca ulaşabiliyorsunuz. Kalınacak yerin sınırlı olması sebebiyle erken rezervasyon mutlaka gerekiyor, zaten malum Karadeniz, deniz sezonu da oldukça kısa, hemen başlıyor yağmurlar, rüzgarlar, dalgalar. Biz 2017 senesinde eylül ayında gittiğimizde bol güneşliydi, deniz çarşaf gibi ve tertemizdi, gözlerimize inanamamıştık. Bu sene 3 gün temmuz ayında uğradık, hava durumuna bakmadan hızla karar verip yola çıktık, malesef hep yağmur ve dalgalı denize denk geldik. Malesef dediğime bakmayın, benim en sevdiğim, en dinlendirici bulduğum havadır kapalı bulutlu yağmurlu deniz havası, denize bakarak çayını kahveni iç, kitabını oku, mis gibi. Öyle de yaptık, nefisti. Deniz de kendine arkadaş buldu pansiyonda, onunla sürekli oyun oynadı, denize girmeyi, yüzmeyi bile aramadı.
Hisar pansiyonun denize bakan odaları, minnoş restoranında pişen balıkları harika (mezgiti tavsiye ediyorum), ilgi alaka gayet içten ve insancıl, tam bizlik, çok sevdik, inşallah yine geliriz, belki birgün olursa, karavanımızla geliriz :)


2017 kışında lav sütunlarını izlemeyi kolaylaştıracak (turizme kazandıracak diyelim :)) bir projeye başlanmış, tüm sahil boylu boyunca, kayalıkların önüne kadar uzanan asma köprü gibi bir yürüme yolu yapılmış, dışarıdan fena durmuyor ama tüm köy halkı ve esnafı şikayetçi. Plajı ortadan bölen bu yürüme yolu, tam plajın bitiminde başlayan camping ve restoranların önünü kapatmış bir miktar. Herkes farklı birşey söylüyor tabi, kendi açısından değerlendirerek, bir görüşe göre de bu esnaf ve camping e ait alanın bir bölümü kullanılmak istenmiş bu yol yapılırken ama kimse bir karış toprağını vermemiş, bu sebeple ortak kullanım alanı olan sahilden geçmiş yol. Bir de kışın kabaran karadeniz denizine ve rüzgarına dayanamayacağı gerçeği var yolun, ilk yapıldığında bir tur yıkılmış, tekrar yapılmış, bakalım bu kış başına ne gelecek.

Bir de sahilde benim dikkatimi çekmişti, kum öbeklerinin üzerinde çok narin beyaz bir çiçek açmıştı, gözümü alamadım, öyle bir doğal güzellik, meğersem kum zambağıymış bu yabani güzel, türü koruma altındaymış, endemikmiş. Ben Güzelcehisar’da da İnkum’da da gördüm kendisini.
Profesyonel fotoğraf işlerim başladığından beri stüdyo çekimlerinde kullandığım kocaman makinelerimi yanıma almıyorum böyle gezilerde. Sanki onlar işle ilgiliymiş hissi oluyor, hiç karıştırmıyorum özel hayatıma :) Küçük pratik bir tane edinene kadar cep telefonu fotoğraflarım var, bir de ilk vlog denemem var, bence eğlenceli oldu, yağmurlu bir Güzelcehisar – İnkum gününden ♥
Bu da nefis günbatımı ama fotoğraf geçen seneden…


yine gelmek ve bu sefer daha adamakıllı kayıtlar yapabilmek dileğiyle öpüyorum seni kumundan denizinden Karadeniz…








Son yorumlar